Sigaramı içip karizmasına bakıyorum dumanın gülüm.
Sırf sen seversin böylesini diye.
Ve gülüm ben edebiyatı anlatmak istiyorum sana.
Hiç bilmesem bile.
Yine ben gülüm.
Sırf gülüm ü kullanıyorum klişedir diye.
Sarı ışık altındaki yeşil yaprağın morunu anlatmak istiyorum sana.
Sırf etkilenesin diye.
Zamanla zayıflatırım irademi. İnanmak istemediğim şeylere.
Benim için “yaşlanmak” kelimesi beni beyaz saçlı, kel, kulağı işitmez birisi olarak canlandırmaksa bile.
Edebiyatı istediğin gibi kullanmak istiyorum gülüm.
Sırf sen etkilenesin diye.
Şiir dürüstlüktür be gülüm.
Ayıksan bile. Bilmesen de.
Çok yalancı tanıdım gülüm sen tahmin etmesen bile.
Tehlikeli değildi hiçbiri şimdiye kadar.
Rüylaradan, yansımalardan bahsedemem.
Dürüstlüktür dedim. Kötü bir şiirle kalbini öldürebilirim.
Zamana yapılan en büyük ihanet uyku değil mi gülüm.
Benim kayıplarım yazıktır belki ama seninkiler birer trajedi.
Ben yaşadığım sürece en azından insan olacaktır.
Birbirimizin gözünden bakabilseydik aynı şeyi görebilirdik ancak; bir elmanın elma olduğunu değişmezdir bilirsin.
Ve aşk gülüm insana daha çok dairdir mühendislikten.
Meslek değildir aşk gülüm, hiçtir ümitsizlikten.
Düzgün pencereli binalardan bıktım.
Düzensiz pencerelerdeki mutlu insanları izlemek istiyorum.
İki satırı sana yazacağım imge seversin bilirim.
Bütün camlar kırılacak gülüm evindekiler bile.
Sende istersin gülüm, camda ister kırılmak “etkileyeceğim” diye.
Kokun kalır ya gülüm sen gitsen bile.
En büyük özgürlük hayalimdedir kollarımda olsan bile.
Vazgeçmeden.